SADİST RUHLAR

 

(CAN BOĞAN’IN DĞUŞU)

O gün Can Boğan çok düşündü ve nihayet karar verdi. Düşler ülkesine girecekti. Ama nedense içinden bir ses yavaşça:

— Niye Düşler Ülkesine girmek, orayı işgal etmek istiyorsun

Can Boğan:

— En büyük düşünen benim. Düşler ülkesinin padişahı olmak da bana düşer, bu benim hakkım. Ve herkes şunu öğrenmeli, benim düşlerimden başka düşler olmamalı. Doğanın kanununda bu var. Daha ne söyleyeyim onları, o düş kuranları gördükçe parçalamak geliyor içimden. Hem oranın halkı da çok patavatsız; hiç düşünmeden düş kuruyorlar. Bunlara hadlerini bildirip tırnaklarını kerpetenle dibinden sökmeliyim. Beyinlerine giden son kanı bile dökmeliyim

İçindeki ses tekrar, bu sefer sesi biraz daha gürleşerek:

— Bırak düşlerine devam etsinler. Düşleri sana zarar vermez, bunu bil. Ayrıca en çok çocukları düş kuruyor. Onlara da suç bulamazsın ya!

Can Boğan:

— Belki şimdi o küçükler, küçük düşünüyorlar. Ya bunlar büyüyünce yine küçük mü düşünecekler, hiç sanmıyorum.

İçindeki iyi ruh:

— Bırak onları, onların felaketini hazırladıkça seninki de yakınlaşır.

Can Boğan:

— Sus artık sus ey tüm suçluları masum gören aptal ruh! Artık sana kanmıyorum.

Ama içindeki iyi ruh susmaz. Can Boğan onu susturmaya çalıştıkça iyi ruh bağırır, sesi çoğalırcasına. Can Boğan dayanamaz ve bileklerini keser.

Lakin kötüye bir şey olmaz desturu yine gerçek olur. Kaldırıldığı hastaneden içindeki son iyi ruhu da öldürmüş olarak, sapasağlam taş heykel gibi çıkar. Etrafına bir bakar. Gözlerinden nefret dolu bir şimşek çakar.

Artık Can Boğan tamamıyla doğaüstü bir canavardır.

Ve herkesin dilinde şu cümle:

Ecelini getirmeyen Allah onu başımıza musallat etti.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !